Ali Bulaç, Suriye halkına ne öneriyor?

Ali Bulaç, Suriye halkına ne öneriyor? Ölmeye, işkence görmeye, çoluk-çocuğunun tecavüze uğramasına sessiz kalmasını mı öneriyor? Savaş olmasın ama Esed-Baas cuntasının cinayetlerini, yıkımlarını, tecavüzlerini kim nasıl durduracak? İran ve Hizbullah’ı hiç adres göstermeyin sakın çünkü onlar Suriye’deki muhaberat rejiminin bekası için Rusya ve Çin’le bitişik nizam durmakta ısrarlılar. Suriye’ye ABD veya Türkiye’nin müdahale edeceği ve dolayısıyla da ileride maliyeti çok büyük bedeller ödeneceği filan da yok. Toplumu bu tür muhayyel korkularla kilitlemenin esasen İran ve Rusya’nın desteğinde Suriye’de sürüp giden Baas-Esed katliamlarına razı etmekten başka manası da yoktur. Üstelik harika bir zamanlamayla yani Duma’da 190 kişinin, Zemalka’da bir cenaze merasiminde 55 kişinin öldürüldüğü gün yazıyorsunuz bunları.

kuklası gibi gösterenler ne analiz

kuklası gibi gösterenler ne analiz yapıyor ne de adaleti gözetiyorlar.

Tankların kuşattığı şehirlerde Esed sultasına karşı direnen Suriye halkı Baas cuntasını desteklediği için İran ve Hizbullah’a şükran borçlu olduğunu mu ilan etmeli? Hama, Humus, İdlip, Dera, Hula, Babıamr’da ordu birlikleri tarafından tertiplenen katliamlar için Rehber Hamaney veya Nasrallah “durun, yapmayın, günahtır” diye bir gün olsun itiraz etmişler miydi? Elbette hayır. Çünkü İran ve Hizbullah da Esed rejimi gibi bütün katliamları “tekfirci-Vahhabi, el-Kaideci” teröristlere yıkmaya devam ediyorlar.

Suriye’de süregiden katliam v

Mesela Ali Bulaç, son iki yazısında tam da yukarıda anlatmak istediğimiz yanlış tutumu takınmaktadır. Şu sorular üzerine biraz düşünelim: Suriye İhvan-ı Müslimin Hareketi adına basına yansıyan beyanlar üzerine mi İran ve Hizbullah Esed-Baas cuntasına tam destek vermektedir? Suriye’de süregiden katliam ve tecavüzler için Rehber Hamaney’in herhangi bir itirazını bilen-duyan var mı? Hizbullah lideri Nasrallah, Esed rejimini yıkma girişimlerine karşı Ortadoğu’yu ateş topuna çevirme tehditleri karşısında Suriye halkı şükran mı duymalıydı?

Esed: Rehbere Can Feda!

Suriye halkı mı İran ve Hizbullah’a ihanet ediyor yoksa İran ve Hizbullah mı Suriye halkına ihanet ediyor? Tağuti bir cinayet şebekesini muhafaza ve müdafaa etmek üzere seferberlik ilan etmiş İslami İran ve Hizbullah’ın stratejik çıkarlarına göre konumlanmadığı için bir halk suçlanıp zalimlerin zulmüne terk ediliyor. 50 yıllık Nusayri–Baas cuntasının cinayet ve tecavüzlerine çoluk-çocuğunun da ölümünü göze alarak başkaldıran Suriye halkını ABD, Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve son olarak da İsrail’in kuklası gibi gösterenler ne analiz yapıyor ne de adaleti gözetiyorlar.

o halde karşı tarafın da

Suriye analizlerinde Ali Bulaç için çıkış noktası hemen her zaman İran’a yönelik emperyalist planlardı. Muhalefeti destekleyen Suudi Arabistan, Katar ve AK Parti Hükümetini ABD planları çerçevesinde Suriye rejimi üzerinden İran’a karşı açık-gizli savaş yürütmekle suçladı. Madem Suriye içindeki muhalifler ve destekçileri ABD’nin hesabına göre konum almıştı o halde karşı tarafın da İran’a göre konumlanması kaçınılamaz bir pozisyon olarak belirecektir.

Suriye’de olan bitenleri Suriye dışındaki hesaplar üzerinden okumak ve bu stratejik okumaya göre pozisyon almak ne anlama geliyor? Şu anlama gelir herhalde: ABD’ye yakın durulamayacağına ve İran’ı zayıflatacak hiçbir girişime izin verilemeyeceğine göre Suriye halkının dökülen kanları bizi çok fazla alakadar etmez. Bu sonuç acıklı da olsa böyledir, çünkü analizlerde Suriye halkının Esed-Baas cuntasına karşı başkaldırma iradesinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu sonuca varmak için Suriye direnişini temsil edip etmediğine bakılmaksızın alıntılanacak birkaç beyanat, çıkarımların doğruluğunu tescillemek için yeterli olacaktır.

Yaşanan büyük sıkıntılara

Yaşanan büyük sıkıntılara çözüm üreten değil de her değişme alameti üzerinden daha çok tedirginlik ve korku üreten böylece despotik iktidarların tasallutu altında yaşayan Müslüman halklara ataletten başka bir şey önermeyen tezler için en bereketli dönemdeyiz. Yüzyılın en büyük tehdidi ilan edilen neo-liberal saldırılara karşı en güvenli yol olarak mevcut statükonun devamı gösterilir oldu.

İran’a Göre Perspektif Dizaynı

Ali Bulaç son onsekiz aylık zaman dilimi içinde, Tunus’ta başlayan ve Mısır, Libya, Yemen ve Suriye’yi konu edinen epeyce makale yayınladı. Suriye için yazdıkları diğerlerine oranla karamsarlık oranı giderek artan bir seyir izledi. Suriye’deki katil Esed-Baas rejimine başkaldıran halkın arkasında kim olduğu, kimin adına isyan edildiği bağlamında kaleme aldığı yazıları önce yoğun şüpheleri sonrasında ise açık ithamları içerir oldu.

Suriye’de aylardır Baas-Esed

Suriye’de aylardır Baas-Esed rejimi tarafından tırmandırılan katliamların bünyemizde yaratmış olduğu tahribatlar kadar kısmi de olsa bize bir takım faydaları olmuştur. Bu kısmi faydaların başında İslamcı aydın-entelektüellerin analiz yetenekleri ve adalet duygularının ne durumda olduğunun tespiti geliyor sanırım.

Suriye’de şehirler tanklarla, toplarla, füzelerle yıkılıp Müslümanlar kitleler halinde öldürülüyor, çoluk-çocuk Şebbihaların, Muhaberatın tecavüzüne maruz kalırken birileri de habire “büyük resim de büyük resim” diyorlar. Esed rejimin katliam ve yıkımlarını görmeyi “miyopluk” addeden, Baas rejiminin Suriye halkı üzerinde nasıl bir nefret ve öfke uyandırdığını ifade edenleri Emperyalist planların oyununa gelmekle vs. itham eden enteresan bir global stratejik planları çözümleme takıntısı pek revaçta.

Hayatlarının baharında, neşe

Hayatlarının baharında, neşe ve sevinçlerinin zirvesinde, geleceğe dair en çok hayaller kurdukları bir dönemde gencecik bedenlerini İsmail gibi Allah yoluna kurbanlar olarak adayan insanların varlığı en güçlü ümit kaynaklarımızdan biridir.

Birileri unutuyordur belki ama Suriye’de 19 aydır oluk oluk akan kan, koyun ya da sığır kanı değil. Rusya, İran ve Hizbullah’ın desteğiyle Esed-Baas şebekesi bu bayram da maalesef Suriye’deki kardeşlerimizi boğazlamaya devam edecek. Fakat ilahi adaletin gereği şudur: Zulmün bekası için kan döken de kan döktüren de felah bulmaz.

Rabbim kutlu adayışlarımızı, mübarek kurbanlarımızı kabul buyursun.

Suriye’de Esed-Baas

Suriye’de Esed-Baas cinayet şebekesine karşı verilen mücadele bir insanlık mücadelesidir. Bu sebeple Baas zulmüne karşı yükseltilen mücadelenin zaferle sonuçlanması sadece Suriye halkının omuzlarına yüklenemez.

Esed rejimine karşı savaşmak üzere Libya, Cezayir, Mısır, Kuveyt, Suudi Arabistan, Çeçenistan, Dağıstan, Filistin gibi coğrafyalardan Suriye’nin muhtelif şehirlerine giden gençler bazı politik merkezler tarafından resmedildiği gibi bir macera veya intihar peşinde değiller.

Mistê Sarê, öyle görünüyor k

Mistê Sarê, öyle görünüyor ki bizim köy kurulduktan sonra gelmiş olacak ki hiç arazisi olmayan bir köy sakini. Yalnız Mistê Sarê`nin evi köyün en manzaralı yerinde yalnız başına, bir kaç köy kendi görüş alanında şahane bir yerde. Karşıdan Golan’ı, Goman’ı , Coşik’i, Ricik’i seyretmek mümkün. Coşik Baba ve İncebelek tepeleri hemen karşında tüm ihtişamıyla öylece duruyor. Gewrök, Tapi Gomê ve Goma Eziz’in manzaralarını da unutmamak lazım. Alt tarafında Nawala Kup ve yan tarafında da Nawala Sarê geçmekte. Ne yazık ki Mistê Sarê’nın bu manzaralı evinden başka da bir şeyi yok.

Mistê Sarê, Nazimiye tarafından,

Mistê Sarê, Nazimiye tarafından, 1800′lerin sonunda veya 1900 başlarında bizim köye gelip yerleşmiş. Oradaki çetelerle, arasında çıkan bir anlaşmazlık sonucunda göç etmek zorunda kalmış. Bir de o zamanlar çete liderlerinin belli mıntıkaları var. Biri birlerinin mıntıkalarını ihlal edemezler. Bizim oralar daha ziyade YADO’ya daha yakın durmuşlar. Belki Yado ulusal kimlikli olduğu için ve onun Adaletine güvendiklerinden olması lazım. Mistê Sarê bizim orasını bilinçlice seçtiği kesin.

Mistê Sarê; kabadayı, yiğit ve kendi hesabına çalışan, deyim yerindeyse tek tabanca bir eşkıya. Asi bir dersim insani. Anlaşılan özgürlüğüne düşkün, tahakkümü kabullenmeyen bir kişilik.